DOLAR

38,0117$% 0.26

EURO

41,7429% -0.72

STERLİN

49,3904£% -0.89

GRAM ALTIN

3.778,66%-0,46

ÇEYREK ALTIN

6.273,00%-0,77

BİTCOİN

3182254฿%0.30196

İmsak Vakti a 02:00
İstanbul PARÇALI AZ BULUTLU 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

SUNA ÜÇKARIŞOĞLU “ÇOCUK YETİŞTİRMEK EMEK İSTİYOR!”

Gazeteci Yazar Suna Üçkarışoğlu, yüzlerece aile ile geçirdiği zamanları ve yaptığı röportajların önemli satırbaşlarını bizlerle paylaştı.

“ÇOCUKLARIMIZI TANIMIYORUZ.”

Hangi iklimde hangi canlıların yaşayacağını, hangi toprakta hangi bitkilerin boy vereceğini bildiğimiz gibi kolay olsaydı keşke, insanların da ne gibi ortamlarda yetişirlerse nasıl bireyler olacaklarından emin olmamız. Ama öyle olmuyor işte. Suna Üçkarışoğlu’nun başarı dolu hayat hikayesi ezberlerimizi bozuyor.

Gazeteci yazar Suna Üçkarışoğlu, bir insanın özgürlüğü için gidebileceği yerin neresi olduğunu düşünerek kırk yıl önce yola çıktığı İskenderun’dan, Türkiye’nin en büyük metropollerinden biri olan İstanbul’da yazar, senarist, gazeteci, televizyoncu kimlikleriyle yüzlerce başarılı işe imza atmış, onlarca ödül almış biri olarak yaşamakta. Şimdilerde en büyük hayali yazdığı çocuk romanlarının sinema filmlerinin çekilmesi.

“1965 yılında memur bir baba ve ev hanımı annenin beşinci çocuğu olarak İskenderun’da dünyaya geldiniz. Sizin yetiştiğinin aile ortamı nasıldı?”

Bu sorumuzun ardından derin bir nefes alıyor Suna Üçkarışoğlu, gözleri buğulanıyor.

“Aynı evde, aynı ailede, aynı koşullarda, aynı eğitimi alarak büyüyen kardeşlerin bile karakterleri tümüyle farklı şekillenebiliyor. Bir kişinin yaşadığı travmalar, onun kimi insanlık trajedileri karşısında benimseyeceği tutumun ne olacağını açıklamaya yetmiyor her zaman.

Biz yedi kardeşiz, aynı ortamda büyümemize rağmen yedimizinde karakteri, dünya görüşü farklı. Türkiye farklı. 60’lı,70’li,80’li yıllardan söz ediyorum.

Büyüyordum…                                                                                                                                                                 Büyüyordum ama mutlu olarak mı bilmiyorum…

Ben çok duygusal bir çocuktum. Hala duygusalım.

 

“ Özgürlüğümüz için nereye kadar gidebiliriz? “ sorusunu kendime sormaya başladığım zamanlar henüz on üç yaşındaydım.

Demek ki özgür değilmişim ki bu soruyu sormuşum kendime. Yaşıtlarım sokakta oyunlar oynarken, ben bu sorunun cevabını çoğunlukla geceleri evimizin damında, yere serdiğim kilimin üzerine uzanıp kocaman yıldızlara bakarak bulmaya çalışırdım.

Decartes’le tanışmamda o yıllara rastlar.

“Decartes mi?”

“Evet. Yaşıma göre çok zor bir kitaptı. Yazdıklarını anlayabilmek için tam beş yıl uğraştım. Söylediklerini anlayamasam da, o benim o yıllarda ki tek dostumdu. Ben ona “ Bir insan özgürlüğü için nereye kadar gidebilir? “diye sorduğum zamanlarda “ Düşünüyorum, öyleyse varım. “ diyordu. Demek ki o da benim gibi düşünüyor diyerek gülümsüyor, ardından annemim verdiği işleri yapmaya dalıyordum.

Büyüdükçe, dostum Decartes sayesinde yeni dostlarda edinmeye başlamıştım. Sokrates, Montaıgne, Dante, Marcus, Nietzsche, Freud, Balzac, Goethe, Confucıus… Sanırırm kalabalık bir ailenin içinde yalnız büyüyordum.”

 “Gelelim yaptığınız araştırmalara, neden çocuk yetiştirmeyi bilmiyoruz?”

Çocuk yetiştirmek sadece karnını durmak değildir. Aynı zamanda ruhunu da beslemek gerekir. Maalesef bunu nasıl yapacağımızı bilmiyoruz. Sadece bu da değil, birey olarak kendi kendine yetebilen kişiler olarak büyütülmüyoruz.

Erkek çocuk, kız çocuk ayrımı yapılarak büyütülüyoruz. Hayatta tek başımıza kalmanın eğitimini almadan büyüyoruz. Beslenme alışkanlıklarımızın neler olmasını yetişkin olduktan sonra öğrenmeye başlıyoruz. Onu da yarım yamalak hayatımıza uyguluyoruz.

Anne babamızın bizlere vereceği veya verdiği eğitimler deneme yanılma yoluyla, kendi anne ve babalarından öğrendiklerinden sınırlı kalıyor.

“On yılı aşkındır yüzlerce aile ile zaman geçirdiniz, röportajlar yaptınız. Bu ailelerde dikkatinizi çeken ilk şey ne oldu?”

“Diksiyonları. Aileler nasıl konuşuyorsa çocuklarda aynı konuşuyor. Güzel Türkçe konuşmak çok önemli. İnsanlar dilleri ile doğru iletişim kurabilirler ancak. İkinci dikkatimi çekense bazı ailelerde çocuklarına uyguladıkları şiddetti. Normal sıradan bir şeymiş gibi çocuklarına bağırıyor, azarlıyor, küçük düşürecek cümleler kullanabiliyor hatta dövebiliyorlar.

Freud’a göre, bilinçaltı, davranışlarımızın esas nedenidir. Bilinç altındaki bastırılmış istek ve gereksinimler, her zaman bilinç alanına çıkmazlar, ancak davranışlarımızı etkilerler. Freud ve onu izleyenlere göre, çocukluk dönemi yaşantıları insan kişiliği üzerinde etkilidir.

Ruh sağlığı kişinin kendisiyle ve çevresiyle uyum içinde olması, aynı zamanda çevresiyle barışık olmasıdır. Bu yüzden çocuklarımızın ve bizlerin ruh sağlığının iyi olması çok önemli.”

“Çocuk edebiyatında eserleriniz var. Bu araştırmaları bu yüzden mi yapıyorsunuz, yoksa akademik çalışmalarınız olacak mı?”

“Çocuk edebiyatında eserler vermek çok zor. Çocuğu olumsuzluklardan uzak tutan; anadilinin, algısının ve yorumlama gücünün gelişmesini sağlayan bu eserlerin, çocuğun dünyasına uygun mesajlar vermesi de önemli. Çocuk romanlarımda daha daha iyi nasıl olabilir diye sürekli çocuklarla zaman geçiriyorum. Büyüdükleri ortamları tanıyorum. Okullarında söyleşiler yapıyorum. Bu bence çok gerekli.

Aynı zamanda ülkemin gelecek nesillerinin yetişmesine tanıklık ediyorum. Elimden geldiğince aileleriyle sohbetler ederek destek olmaya çalışıyorum.”

Çocuklara adanmış bir hayat Gazeteci Yazar Suna Üçkarışoğlu’nun ki…

Kaybettiğimiz bir şeyi ararken bambaşka bir şeyi bulmamız gibi bazen, yazarların planladıklarından çok başka kelimeler dökülür yazmaya oturduklarında. Suna Üçkarışoğlu’nun çocuk romanlarındaki sihir bu olsa gerek.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Van’da işten çıkarılan belediye çalışanları görevlerine dönmek istiyor

HIZLI YORUM YAP