44,2795$% 0.22
50,5902€% -0.78
58,5955£% -0.84
7.134,90%-0,98
11.755,00%-0,53
3122437฿%-0.60201
02:00
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile bakanlıktaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Bölgeyi saran bu çatışma halinin temelinde yatan asıl sorunların görmezden gelinemeyeceğini belirten Fidan, “Çok uzun süredir (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetinin yayılmacı politikalarının ve fundementalist ideolojisinin bölgemizde neden olduğu kaosa ısrarla dikkat çekmekteyiz. İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına göz yummamız mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.
Fidan, Netanyahu hükümetinin Gazze’de ateşkes ihlallerini sürdürdüğünü ve sahadaki insani durumun her geçen gün ağırlaştığını söyleyerek, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve Gazzelilerin başta barınma olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanmasının acil bir öncelik olduğunun altını çizdi.
İsrail’in iki devletli çözümü sekteye uğratmak için Batı Şeria’da yeni bir oldu bitti yaratmaya yönelik adımlar attığına işaret eden Fidan, “Batı Şeria’da yerleşimciler her gün Filistinli kardeşlerimizi şehit etmektedir. Öte yandan İsrail’in Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatması bölgemizde yeni bir infiali tetikleyebilecek son derece tehlikeli bir adımdır. Bu tehlikeli provokasyondan bir an önce vazgeçilmeli, insanlığın ortak sorumluluğu olan kutsal mekanlara gereken saygı gösterilmelidir.” diye konuştu.
Fidan, İsrail’in Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir siyasi istikrarsızlığa sürüklemek istediğini vurgulayarak “Netanyahu’nun Hizbullah ile mücadele bahanesiyle yeni bir soykırıma yönelmesinden açıkçası endişe duyuyoruz. Uluslararası toplumun İsrail’in işlemeye devam ettiği suçlar karşısında bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, ABD-İsrail’in İran’a saldırıları ve İran’ın misillemelerinin ardından bölgesel gelişmeleri Türkiye açısından değerlendirerek “Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir. Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) bu noktadaki iradesi kesindir. Türkiye, bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir, bizim bu savaşın içine sürüklenmemize biz kesinlikle karşıyız. Provokasyonlara gelmeme konusunda da tam bir irademiz mevcut.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin caydırıcılık ve askeri kabiliyetlerinin son derece yüksek olduğunu kaydeden Fidan, stratejik ve hikmetli olarak düşünüldüğünde bu gücün ne zaman ve nerede kullanılacağına dair her zaman fikirlerinin olduğunu ancak bu savaşta şu anda diplomasinin bir an önce işlemesi gerektiğini dile getirdi.
Bangladeş’te şubat ayında yapılan seçimlerle uzun bir aradan sonra bu ülkenin istikrarını sağlayacak çok önemli bir adımın atılmış olduğunu söyleyen Fidan, mevkidaşı Rahman’ın ilk ziyaretini Türkiye’ye yaptığına dikkati çekti.
Fidan, Türkiye’nin de Bangladeş’teki bu istikrarlı süreci sonuna kadar desteklediğini belirterek, “Bangladeş’in artık gerek İslam dünyasında gerek bölgesinde hak ettiği yeri alması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de hep beraber çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Bangladeş’in köklü ilişkilere sahip olduğunun altını çizen Fidan, Bangladeş’in Türkiye’nin değerli bir ortağı olduğunu dile getirdi.
Bakan Fidan, “Bengal halkının Balkan Harbi sırasındaki yardımları ve Kurtuluş Savaşı’mıza verdiği destek bu tarihi kardeşliğin en önemli örnekleri arasında yer almıştır. Bugün de bu sağlam temeller üzerinde çok daha güçlü ve vizyoner bir ortaklık inşa etmeyi hedefliyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Bangladeş’in omuzladığı büyük insani sorumluluğa da işaret eden Fidan, krizin üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmesine rağmen Arakanlı Müslüman mültecilerin maruz kaldığı trajedinin devam ettiğini hatırlattı.
Fidan, “Bangladeş, 1 milyondan fazla Rohingya’ya (Arakanlı Müslüman mülteci) ev sahipliği yaparak tüm insanlık adına tarihi bir fedakarlık sergilemektedir. Bangladeşli kardeşlerimizin Rohingya Müslümanlarına gösterdiği örnek misafirperverlik ve insani duruş takdire şayandır.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin bu yükü paylaşmak, Arakanlı Müslüman mültecilerin yaşadığı acıları hafifletmek ve Bangladeş’e destek olmak amacıyla yardımları hız kesmeden sürdürdüğünü vurgulayan Fidan, “Ülkemiz tarafından sağlanan insani yardımların toplam değeri 80 milyon dolara ulaşmış durumda. TİKA, AFAD, Türk Kızılayı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından sağlık, barınma, eğitim ve altyapı gibi alanlarda desteklerimizi aksatmadan sürdürmekteyiz.” dedi.
Arakanlı Müslüman mültecilerin güvenli, onurlu ve gönüllü şekilde ülkelerine dönmelerini teminen uluslararası gelişmeleri de yakından takip ettiklerini kaydeden Fidan, “Bu çerçevede Gambiya tarafından Uluslararası Adalet Divanı nezdinde açılan dava da dahil olmak üzere uluslararası hukuki girişimleri desteklemekteyiz.” diye konuştu.
Bölgenin istikrarı, güvenliği, huzuru ve refahının Türkiye’nin dış politikasının temel öncelikleri arasında yer aldığının altını çizen Fidan, “Ancak ne yazık ki savaşın tüm bölgeye yayıldığını endişeyle müşahede ediyoruz. Bu yıkıcı tablonun yalnızca bölgesel güvenlik ve insani boyutta kalmadığı, küresel ekonomik istikrarı tehdit ettiği de aşikardır. Bu gelişmelerin bölgemizde telafisi imkansız kalıcı düşmanlıklara yol açmasından da endişe etmekteyiz. Bu savaşa bir an önce son verilmesi gerekmektedir.” şeklinde konuştu.
Bakan Fidan, gelinen aşamada tüm tarafların diplomasi masasına dönmesi gerektiği ve kalıcı çözüme ancak diyalog yoluyla ulaşılabileceğinin açık olduğunu belirterek, “Türkiye olarak gayretlerimizi tamamen bu yönde yoğunlaştırmış durumdayız. Barış ve istikrar yönündeki samimi gayretlerimiz, sergilediğimiz anlayış ve yapıcı yaklaşım milli güvenliğimizden zerre taviz vereceğimiz anlamına kesinlikle gelmemektedir.” ifadelerini kullandı.
13 Mart’ta İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmata ilişkin de Fidan, “Biliyorsunuz dün ülkemize yönelen bir füze daha havada etkisiz hale getirilmiştir. Bu vahim hadiseyle ilgili olarak İranlı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz.” dedi.
Fidan, küresel ve bölgesel krizlerin çözümünün ancak yetkin bir diplomasi ve güçlü kurumlarla mümkün olduğunu belirterek, bu vizyonla bugün mevkidaşıyla iki ülkenin Diplomasi Akademileri arasındaki işbirliğine yönelik mutabakat zaptını imzaladıklarını dile getirdi.
Bakan Fidan, “Bu mutabakat zaptıyla Türk ve Bangladeşli diplomatların işbirliğine yeni ufuklar kazandırmayı umuyoruz.” dedi.
Bangladeş’in uluslararası platformlarda mensubu bulunduğu farklı gruplarla son derece geniş bağlantılara sahip olan stratejik bir ülke olduğunu kaydeden Fidan, Bangladeş’in “Küresel Güneyin güçlü bir sesi, Asya’nın öncelikli ve yetkin bir temsilcisi” konumunda olduğunu söyledi.
Fidan, Bangladeş’in kalkınma, iklim, barışı koruma ile göç yönetimi ve mültecilerin korunması gibi kritik konularda etkin bir rol oynadığının altını çizerek, “Türkiye çok taraflılığa inanan ve bunu güçlü biçimde destekleyen Bangladeş ile BM bünyesinde öteden beri yakın temas ve işbirliği içerisindedir.” diye konuştu.
Bu çerçevede mevkidaşı Rahman’ın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurul Başkanlığı görevine adaylığını da memnuniyetle karşıladıklarını ve ülke olarak da desteklediklerini belirten Fidan, “Biliyorsunuz Genel Kurul, BM sisteminde tüm üyelerin eşit biçimde temsil edildiği yegane organ olarak özel bir konuma sahip. Bangladeş’in BM’deki etkin rolü ve Sayın Rahman’ın engin BM tecrübesiyle bu önemli görevi başarıyla yürüteceğinden hiç şüphe duymuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, Türkiye ve Bangladeş arasındaki işbirliğinin kapsamının iki kardeş ülkeye yakışır şekilde son derece geniş olduğunu belirterek, Bangladeşli muhataplarla görüşmelerini gelecek dönemde de artırarak sürdüreceklerini ifade etti.
Bakan Fidan, iki ülke arasındaki ilişkileri yeni projelerle güçlendirmek ve Güney Asya’da istikrarı, huzuru ve refahı artırmak için birlikte çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.
Bakanların konuşmasının ardından soru cevap kısmına geçildi.
Bölgede yaşanan son gelişmelere ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Fidan, belli tutum ve tavırlar devam ederse “savaşın öngörülemez bir yayılmaya gideceğini” baştan söylediklerini, bunun da yaptıkları bu uyarı ve analizlerin ne kadar doğru olduğunu gösterdiğini söyledi.
Bakan Fidan, “Bu noktada savaşın bir an önce durması ve diplomasi masasına dönülmesi gerekmekte. Aksi takdirde bölgede daha fazla bu savaşın yayılmaya başladığını göreceğiz. Bizim dediğim gibi en büyük endişemiz bölgede saldırılar devam ettikçe, İran’a yönelik saldırı devam ettikçe, İran’ın da bölge ülkelerine saldırıları devam ettikçe, bu giderek daha büyük bir içinden çıkılamaz sarmala dönüşecek. Bunu engellemek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Bu saldırıların sadece bölgedeki ülkeleri tehdit etmekle kalmadığını, dünya ekonomisini de etkilediğini vurgulayan Fidan, “Bu savaş aynı zamanda dünya ekonomisine de büyük bir zarar verme potansiyeline sahip, şimdiden bunun ilk etkilerini dünya ekonomisi hissetmeye başladı. Umarım kalıcı olmaz. Bunun olmaması için de elimizden geleni yapıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Fidan, “İran’a yapılan saldırılar bir an önce durmalı. İran’ın da bölgedeki ülkelere yaptığı saldırılar durmalı ve bir an önce diplomasi masasına dönülmeli. Bu noktada diğer ülkeler de provokasyona gelmemeli. Biz bu noktada elimizden geleni yapıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
13 Mart’ta İran’dan ateşlenerek Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilmesi olayından sonra da İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile görüştüklerini kaydeden Fidan, şunları kaydetti:
“İranlı meslektaşımla bu son olaydan sonra da görüştük, haberleştik. Yine kendileri bu olayı sahiplenmiyorlar. Böyle bir konunun talimatını vermediklerini, böyle bir saldırıyla ilişkilerinin olmadıklarını söylüyorlar. Elde de teknik veriler var, başka konular var. Biz bu iki beyan ve gerçeklik arasındaki zıtlığı açıkçası kendileriyle konuşuyoruz. Farklı düzeylerde, askeri düzeyde bizim düzeyimizde bunlar şu anda konuşuluyor. Bizim şu anda bir numaralı önceliğimiz savaşın daha geniş coğrafyaya yayılmasını engellemek. Savaşın ömrünü kısaltmak. Mümkün olan en kısa şekilde, hemen mümkünse (savaşın) sonlanması. Ve hiçbir şekilde Türkiye’nin bu savaşın içine çekilmesine müsaade etmemek.”
Bangladeş’teki yeni hükümetin dışişleri bakanı olarak ilk ikili ziyaretini yaptığını belirten angladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman, bunun da Türkiye’ye atfettikleri önemi ve dostluğu gösterdiğini ifade etti.
Rahman, Bangladeş ile Türkiye arasında çok dostane ilişkiler bulunduğuna işaret ederek, bu ilişkilerin yüz yıllardır devam ettiğini dile getirdi.
Şu anda Bangladeş olarak bilinen Bengal’in oluşumunun aslında Türklerin çabalarıyla yüz yıllar önce başladığını söyleyen Rahman, iki ülke arasında tarihe dayanan bir kardeşlik bağı bulunduğunu ve bu bağı güçlendirmeye devam ettiklerini söyledi.
Rahman, Bangladeş Başbakanı Tarık Rahman’ın mesajını ileterek, 5 yıl içinde ilişkilerin çok daha farklı boyutlara gideceğini ve birçok farklı alanda işbirliği yapacaklarını ifade etti.
Savunma sanayisinde üretim, eğitim, sağlık, diplomasi ve uluslararası ortamlarda işbirliği gibi alanlarda çalışacaklarını söyleyen Rahman, Bangladeş’in Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu Başkanlığı adaylığını desteklediği için Türkiye’ye teşekkür etti.
Rahman, artık zamanın “Asya zamanı” olduğuna inandıklarını belirterek, Türkiye’nin, diğer dost ülkelerin ve Küresel Güney ülkelerinin desteğinin gerçekten çok önemli olduğunu ve birlikte bu adaylığın başarılı olması için çalışacaklarını dile getirdi.
Bangladeş’te yeni hükümetin şubat ayında kurulmasıyla çok önemli bir dönemden geçtiklerini ve birdenbire Körfez bölgesinde çatışmaların başladığını söyleyen Rahman, “Bu sadece bölgedeki ülkeleri etkilemekle kalmadı, dünyanın geri kalanında da birçok ülkeyi etkiledi. Biz bunun sonuçlarını ilk elden yaşadık. Körfez ülkelerindeki hava saldırılarında kendi halkımızdan 4 kişiyi kaybettik, yaralanan vatandaşlarımız da var. Dolayısıyla bu saldırılardan doğrudan etkilendik. Aynı zamanda enerji piyasasındaki dalgalanmalar da bizi çok etkiledi. Deniz nakliyatının sürdürülebilmesinde önemli sorunlar yaşadık.” diye konuştu.
Rahman, bu yaşananların bütün halkları etkileyecek sonuçlar getireceğine işaret ederek, “Biz bu çatışmanın en kısa zamanda sona ermesi ve tarafların tamamının müzakere masasına geri dönüp diplomasiye bir şans vermesi gerektiğine inanıyoruz.” dedi.
Bangladeş’in Filistin konusundaki tutumunun Türkiye’nin tutumuna benzediğini belirten Rahman, şunları ifade etti:
“Biz Gazze’de gerçekleşen kıyımı kınıyoruz. Bu, dünyanın gözleri önünde güncel dönemde hiç görmediğimiz bir kıyımdı. Biz burada bir yeniden inşa sürecinin gerçekleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Herhangi bir ara verilmeden Gazze halkının yardımlara ve diğer kaynaklara erişebilmesine inanıyoruz. Bu hak onlara şimdiye kadar verilmedi. Nihayetinde bu problemin geniş kapsamlı bir biçimde iki devletli olarak da çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlamda 1967 sınırları içinde ve Kudüs başkent olacak şekilde Filistin devletinin kurulması gerektiğine ve bunun en kısa zamanda yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda da birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”
Rahman, birçok alanda 1980’lerde diplomat olarak görev yaptığını ve Bangladeş’in BM Daimi Temsilcisi olduğu dönemde New York’ta Türkevinde “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ibaresini her gün gördüğünü dile getirerek, o dönemde birlikte çalıştıklarını ve yakın işbirliği yürüttüklerini söyledi.
Bugün Bakan Fidan ile imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkenin diplomatlarının bir araya gelerek eğitim alacaklarını ve çalışacaklarını ifade eden Rahman, kapasiteleri dahilinde bunu başarılı kılmak için ellerinden geleni yapacaklarını vurguladı.
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Rahman, yeni hükümetin Türkiye ile Bangladeş arasındaki ikili ilişkileri daha önce hiç görülmeyen bir seviyeye çıkarma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.
Rahman, ülkesinde yaşananlara ilişkin, “15 yıldır devam eden bir durum söz konusuydu. Halkımızın oy kullanma ve seçme hakkı elinden alınmıştı. Bu 15 yıllık dönemin sonunda en barışçıl ve adil seçimi gerçekleştirebildik ülkemizde. Bizim partimiz üçte iki çoğunlukla bu seçimi kazandı. Bu, daha önce görmediğimiz bir rekor oy seviyesiydi. Bu büyük siyasi sermayeyi ülkemizin yararına kullanmak istiyoruz. Bunun bir boyutu da Türkiye ve diğer dost ülkelerle ilişkimizi kayda değer oranda geliştirmek olacak.” diye konuştu.
İlerleyen yıllarda her iki ülkenin halkına da çok büyük bir ilerleme sağlandığını gösterebileceklerine inandığını ifade eden Rahman, savunma sanayi, sağlık, eğitim, bilgi teknolojileri ve birçok farklı diplomatik ortamdaki işbirliği anlamında da bunun gerçekleşebileceğini söyledi.
Rahman, Bangladeş’in bu dönemde Türkiye ile olacağını, aynı şekilde Türkiye’nin de Bangladeş’in yanında olacağını kaydederek, Bangladeş’in BM 81. Genel Kurulu Başkanlığı adaylığının bir “Asya” adaylığı olacağını ifade etti.
Ülkesinin Asya’nın merkezinde yer aldığına dikkati çeken Rahman, BM Genel Kurulunda demokratik normların korunması gerektiğine inandıklarını dile getirdi.
Rahman, coğrafi anlamda rotasyon ilkesinin desteklenmesi gerektiğini belirterek, adaylıklarının Küresel Güney açısından da önem arz ettiğini söyledi.
Küresel Güney ülkelerinin BM Genel Kurulunda çoğunluğa sahip olduğuna da işaret eden Rahman, bu ülkelerden destek alabileceklerine inandığını ve gerçekten enerjik bir biçimde bu gündemi ilerleyen haftalarda destekleyeceklerini kaydetti.
Kaynak: AA
Tatilde yola çıkacak sürücülere araç bakımı uyarısı